Arif Sağ ile Lübnan asıllı sanatçı Marcel Khalife’nin müzik ziyafeti çok güzeldi.
Datça’da 4 gün süren Can Festivali-8.Datça-Knidos Kültür ve Sanat etkinlikleri sona erdi. Çok güzel görüntüler arasına farkına varılmadan sıkıştırılmış bazı etkinlikler kişileri gereğinden fazla yorduysa da genel olarak güzel görüntülere tanık olduk. Datça Belediyesi’nin etkinlik için kasasından çıkan paranın çok daha fazlasını kasasına götüren esnafın da yüzü güldü bence. Etkinliklerin en güzelleri tabii ki gece 21’den sonraki amfi tiyatroda gerçekleşenler oldu. Bu bölümü aslında bir üst kategoride tutmak gerekir. İlk gece Shakespeare’nin Can Yücel tarafından Türkçe’leştirilen “Bahar Noktası” bazılarına göre çok argoydu. "Sanatta argo olmaz" sloganını benimseyenler ise oyunu beğendi. Baştan sona özen ve düzen içinde geçen bir oyundu ve de güzeldi. İkinci akşam yaşanan büyük bir olaydı bence. Arif Sağ ile Lübnan asıllı sanatçı Marcel Khalife’nin müzik ziyafeti çok güzeldi. Aslında bu gösteride tüm yerlerin dolacağını ve hatta dışarda bile insanların kalacağını hayal etmiştim. İlginçtir boş yerler bile vardı. İlk olarak sahneye gelen Arif Sağ yine bildiğimiz saz üstadı olduğunu bir kez daha kanıtladı. O sazıyla transa geçişi ve adeta sazını konuştururcasına coşturması beklentilere yanıttı. Lübnanlı sanatçıların söyledikleri parçalar, Arapça bilmeyen izleyenleri biraz sıkar gibi oldu. Fakat ud üstadı Marcel Khalife, Arif Sağ gibi udunu konuşturmaya başlayınca olay değişti. Khalife udu bazı zamanlarda öylesine çaldı ki dinleyenler hani udu görmese gitar mı çalıyor ne diyecekti? Doğrusu çok hoştu. Gelelim sanatçıların düet yapmalarına. Beklentim çok daha farklıydı. Sanki aynı parçanın bir bölümünü arapça bir bölümünü Türkçe söyleyecekler beklentisi vardı bende. Ayrıca Sağ Arapça, Khalife de Türkçe bir şeyler söyler diye bekleyip durdum. Bütün bu eksik diye düşündüğüm düşüncelere rağmen güzeldi. Beklendiği gibi etkileyiciydi. Halk müziği ve Moğallar’ı Marmaris’e bir iş nedeniyle döndüğüm izleyemedim Ne kadar üzücü değil mi? Özellikle Moğollar’ın son dönem görüntüsünü merak ediyordum. Gelelim araya sıkıştırılanlar: Birbirinden güzel konulardı hepsi şüphesiz. Fakat değişik sayıda ve yöndeki sergilerin saatleri birbiri ardına ya da aynı saatte olması tercih yapmak zorunda bıraktırdı. Yerlerin de birbirinden uzak olması sıcak günler yaşayan Datça’da ben de dahil bir çok kişiye doğrusu çok zor geldi. Koşuşturup durduk anlayacağınız. Belediye harcadı, esnaf kazandı Küçük aksaklıkları tenkit etmemiz gerekli ki bir sonrasında bu tür hatalar yapılmasın. Bütün o minik aksaklıklara rağmen güzel bir festivaldi diyebiliyorsak bu bir başarılılık anlamı taşır. Belediye Başkanı Erol Karakullukçu her şeyin güzel olması için büyük bir gayret sarfetti. Hemen her etkinliğin yanı başındaydı. Destekçisiydi. Karakullukçu bana göre bu harcadığı paralarla esnafın daha fazla para kazanmasında en büyük destekçilerin başında geldi. Çünkü sadece kendi çevremden bu festivali izlemek için 2 günlğüne bile olsa Marmaris’ten Datça’ya gelen 5 kişi vardı. Bu beş kişi otelinden yeme içmesine kadar düşünün ne kadar para bırakmıştır. Tatilini uzatanlar, tatilini bu tarihe rastlatmak için gayret gösterenler ve özellikle festival için gelenler.. Datça festival boyunca yüzde yüze yakın doluluk yaşadı. Bu bir belediyenin başarısıdır bence..